Pazartesi, Nisan 08, 2019

Sorgula Beynin Yanmaz

  Hiç yorum yok

Sorgula Beynin Yanmaz
Her insan biçilmiş rollere hapsolmuştur. Öğretmen, öğrenci, bakkal, anne, baba, kardeş... diye uzar. Biçilmiş olan kalıplaşmış rolleri her insan tekrar eder anne isen şöyle yaşamalısın, baba isen böyle davranmalısın, öğretmensen bizim öğret dediklerimizi öğret doğruyu değil bizim doğru bulduklarımızı, öğrenciysen istediklerimizi öğren öğretmek istemediklerimizi bilmesen de olur, bakkalsan benim dediğimi sat, reklamcıysan pazarlamak istediğimi pazarla, ünlüler sattıklarımızı giysin ki adına moda diyip satalım saçma ürünleri, yazarsan eskiden popüler olmuş film ve tiyatroları tekrar et ki izleyici tekrarı sever aynı şeyleri görmeyi... 
Ne giyeceğimize, izleyeceğimize, yiyeceğimize, gezeceğimize, alacağımıza dahi biz karar veriyor gibi sunulup aslında karar veremiyoruz. Çünkü buna dev firmalar müsade etmiyo. Bizde onların bize uyguladığı tekniği kabul edip. Sanki biz herşeye karar veriyor gibi düşünüyoruz. Yöntem mantıklı ve basit. Uygulanması zor görünse de gayet kolay çünkü senelerdir yiyiyo insanlar. İşe yarıyo risk sıfır denecek derecede az. 

Dünyadaki her ülke yönetimi, halkından korkar. Bunun için her şeye karışır. Evet yanlış okumadınız. Halk galeyana gelmesin diye hep bi endişe içindelerdir. Ya isyan olursa devlete karşı diye önlemleri alınmış her an tetikte beklerler. Halk ayaklanırsa, insanların kendilerini korumaları için devlete ödediği vergilerle alınan silahların namlusu başlarında, jopları sırtlarında, tomaları önlerinde oluverir. Ayaklanma olmasın diye de hep etkisi altına almak ister yönetim ve ona göre halka muamele eder. Hep takip eder doğum yeri (ayı, günü, saati), nerede yaşıyo, nerde geziyo, neye para harcıyo, geliri ne, siyasi görüşü, görünüşü, dini düşünceleri ne... kameralar, kredi kartları, telefonlarınız, kimlikleriniz sayesinde adım adım tabiri caizse tepemizdeler. Annenizden, babanızdan, sevgilinizden, yakın arkadaşınızdan daha iyi biliyor devlet sizi. Bi nevi eskilerde kölelerin elleri ayakları zincirli birbirine bağlı mahkum olmaları gibi muamele ediliyo doğru denileni açıklamasız kabul etmemiz isteniliyo. Yoldan çıkarsan kırbaç yersin, kaçmaya kalırsan tek kalırsın. 

Örneğin sen kendi hakkını kendin aramaya kalkma kısaca ortalığı karıştırma senin doğrun doğru değildir diye kurum açar devlet. Eşitlik ağır bi kelime derinlemesine incelediğimizde. Gerçekte var mı? Eşitliği başarıp gerçek adaleti sağlayabildik mi? Haklının haksız duruma düşmemesi gerekmez miydi asıl adalette? Neden her zaman böyle olmadı? 
Mahkemelere gideriz hakkı ararız davalar açarız bazen Kemal Sunalın belki de defalarca izlediğimiz Davacı filminde olduğu gibi seneler geçer sonu gelmez davaların. Bazen biter. Hak dediğimiz kavram yerini bulmaz davaya bakan insanlar yeni ev arabalar alır işin içine zengin fakir girer. Hak yenilmemeli onu bulmak bu denli zor olmamalı. Her insanoğlu adaleti yüreğine ev sahibi etmeli. Vicdanı ağır basmalı her hususta.

Bi çok konuyu esas alıyo bu baktığımızda hayatınızın her anını, size verilenleri, sizden beklenilenleri. Yarı yalan yarı doğru  bilgi okumayla geçiştiriliyo günlerimiz, haftalarımız, aylarımız, ömürlerimiz. Televizyonlarla oyalanıyoruz. Olmayacak insanlara medya öyle dedi diye güveniyoruz, olmaması gerekenler olduğu için kimi zaman alkış tutuyoruz, gerçek olmayanları gerçek, yapılmayanları yapıldı zannediyoruz. Tanımadığımız insanları savunuyo, tanıdıklarımızla(yakınlarımızla) hırgür çıkarıyoruz aramızda darılıp küsüp aylar yıllarca konuşmuyoruz. Ölen insanları yüceltip bazen de yaşayanları baş tacı ediyoruz. Medya bize ne sunarsa sorgusuz sualsiz kesin doğrudur diyoruz kimi zaman . Tuttuğumuz parti ne yaparsa tam destek son destek diyoruz. Zırvalarla beslenip, yalanlarla yaşlanıyoruz. Düşünmüyoruz çünkü bize bunu yapmamamız gerektiği empoze ediliyo. Düşünmeyince haliyle sorgulamaya konu da kalmamış oluyo. Siz siz olun düşünmekten de sorgulamaktan da vazgeçmeyin. Yapmanız gerektiği söylenilen her şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Kimse sizin ne yapmanız gerektiğini sizden iyi bilemez. 

Eğer bu yazıyı beğendiyseniz aşağıdaki butonlar ile paylaşabilirsiniz.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder