Perşembe, Mart 07, 2019

Düş Evreni

  Hiç yorum yok

Düş Evreni

       Küçücük çocuğun hastanenin sessiz köşesinde bulunan minnak odasının soğuk duvarları arasında, hiç gelmeyecek kalbin naklini beklemesi gibiydi bazen umut. Hadi kabul et bazı zamanlarda pişman garip tükenmiş hissediyosun kendini. Adeta ruh emiciler dünyayı istila etmiş gibi
Umduğunun sana gelmeyeceğini bilirsin. Bile bile beklersin ölümü bekler gibi. Kimisine göre aptalcadır bu kimisine göre ise muazzam. Bazen ümid edersin sadece tek bi gün uğruna yaşarsın, hayal kurarsın. Sanki o gün gelip o anı yaşasan ailevi iş okul her ne derdin varsa bitecek, hepsi gidecekmiş gibi. Halbuki öyle değildir durum. Hiç gerçekleşmiycek hayallerin hüzünü çöker usulca yüreğine. Ağırlığı biner omuzlarına sen farkına varmadan. Belki aylarca kimi zaman yıllarca taşırsın sana tatlı gelip mutluluk veren o yükü. İşin ilginç yanı taşırken ağır gelmez. Bıraktığında fark edersin büyüklüğünü. "Neden taşımışım bunca sene hamal misali bunu" dersin. Deyse bari yürek yanmaz en azından.

Farzımisal bıraktın. O da bi gün kendine ne denli kocaman bi haksızlık yaptığını farkedip bırakırsan eğer. Kimse demez sana 'dur ben yardım edeyim' diye. Hatta çoğu zaman yakınlarımız bile farkına varmaz bu acıların varlığına. Bazen bilmeyen insanlar farkına varmadan basarlar üzerine senin canın yanar da gıkın çıkmaz. Dolarsın en ufak şeyde taşarsın, saçma bulurlar seni göğüs gerdiğin şeylerin bilmezler ne denli kocaman olduğunu. Sana yaptıkları muameleyi göz arda ederek verdiğin tepkiye anlam veremez, şaşar kalırlar öylece.
Sessiz gecelerde çığlık çığlığa bağırır kalbin feryat figan. Sen duyarsın sesini. Kimi zaman özlemden, kimi zaman nefretten, kimi zamansa pişmanlıklardandır bu sesin nedeni. Düşünceli olmak, iyi niyet, vicdan, merhamet bunların güzelliklerini gün geçtikçe tüketiyolar bizden. 'Çok değiştin' diyolar 'eskiden böyle değildin'. Biz de nötürleşiyoruz zamanla. Kararan, körelen hislerimizle başbaşa kalıyoruz her gece adeta. Karanlık çöktüğünde, insanlar evlerine çekildiğinde, sokaklar durduğunda, ay tüm endamıyla sahneye çıktığında fark ediyoruz feryatları. Bazıları hak etmediğini düşündüğümüz mutluluklarıyla kahkahalara boğulurken evlerinde kimimizse yaş dolu gözlerle bakıyoruz dört duvara, aynada kendimize. Yaşadıklarımız her ne kadar büyük olsa da biz zihnimize oyun oynamalıyız daha kötüsünüde yaşadım deyip toparlanmaya odaklamalıyız kendimizi. En büyük dert sendeymiş gibi davranmayı bırak mesela.


Ne demiş Atinalı Solon amca "Güneşin gördüğü tüm insanlar dertlidir". Ne kadar büyük olursa derdin o kadar mutlu ol, sev, gül hayata. Şunu da unutma 'ancak çok güçlü sevebilen insanlar, çok güçlü üzüntüler de yaşayabilirler; fakat bu sevme ihtiyacı üzüntüye karşı koymalarını sağlar ve onları iyileştirir. Bu yüzden insanın ruhsal yapısı fiziksel yapısından daha canlıdır. Üzüntü hiçbir zaman insanı öldürmez.' Kim düşmeden yürüdü ki? Veya kim agu gugu demeden konuşmayı öğrendi? Bisiklete yalpalamdan binmeyi öğrenen var mı aramızda? Ağlamadan büyüdüğünü iddia eden var mı? Hayat denilen şey böyle bişey işte önce canın yanıcak belki eksilerde başlıycaksın. Bi yerden sonra hissizleşiceksin düşman olucaksın çevrene kim varsa sana bu durumu yaşatanlar, yaşadıklarını hatırlatanlar bile birbir düşecek gözünden.

Durmak lazım bazen özünü dinlemek, dinlenmek, kendine izin vermek, toparlanmak, kalbini incitmişe bir daha hak vermemek, gideni gitmesi gerekeni silmek. Canını kimsenin yakamayacağına inandırmak kendini. Gelene 'hoş geldin' gidene 'güle güle ' demek. Hayallerini hedeflerini kimseye göre şekillendirmeden kendin karar vermek. Özgürlüğü bir kez daha yeniden keşfetmek. Etrafındakiler seni sevdiğini iddia etmelerine rağmen sevmeyen insanlarla dolu da olabiliyo bazen. Her ne kadar senin için çabaladıklarını söyleseler bile koca bi yalandan başka bişey değil bu. Enerjini emdiğine kanaat getirdiğin her kimse bırak onu olduğu yerde kopar bağlarını. Kendine gel kim ne derse desin senin bu ömür. Farkındalıklarınla yaşa ki hiç bi zaman pişman olma.
Eğer bu yazıyı beğendiyseniz aşağıdaki butonlar ile paylaşabilirsiniz.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder