Pazartesi, Şubat 25, 2019

Zulmün Ödülü Cehennem

  Hiç yorum yok


Zulmün Ödülü Cehennem 

  
    Ne duruyorsunuz? Gitme vaktimiz çoktan gelmedi mi sizce de? Meğer ne geçmek bilmez günlermiş bi tüketemedik. Yok mu bu dünyanın ücra bi köşesinde sayaç?  Hiç mi biriniz görmedi yani? Gidiş vakti ne zaman? Ne kadar daha var? Terk edelim artık bu evreni, bitmedi mi cezamız?

Eziyeti, tacizi, insana ayrı hayvana ayrı tecavüzü, öldürmesi, kesmesi, yakması, kıyma yapıp insanlara yedirmesi, milletin ölüsünü denize çöpe atması... Ve daha bi çoğu okurken dahi miğdemizin kaldırmadığı benim dahi yazmak istemediğim bu olayları kimi insanlar birebir yaşıyo. Bi bitmek bilmedi vahşilikleri. Sahi nasıl geldiler bu hale? Bizim de var mı bu işte suçumuz? Belki evet belki hayır bunu sizin iç muhasebenize nakledip devam ediyorum.

İstemezdik ki böyle olsun. Lakin bizim istememizin pek bir ehemmiyeti yok tahmin edeceğiniz üzere. Vicdansızlığın ahmaklığın ehemmiyetsizliğin diz boyu olduğu bi dünyada yaşıyo olmanın zorluğu ağır geliyo kimi zaman küçücük yüreklerimize. Televizyon açmaya, telefondan haberlere bakmaya, hatta günlük hayatta rastladığımız gazeteyi dahi okumayı istemiyoruz. Çünkü bi çoğumuzun kayda değer bilimsel bilgilerin olması gerektiğini düşündüğümüz kitle iletişim araçlarında boy boy çocuk istismarları, ülke çatışmaları, açlık, sefalet, hastalıklar, savaşlar, ölü sayısı vs yer alıyo. Genel bi toplama yapıcak olursak ülkelerin yöneticilerininde düşünceleri bizden farksız değil görünüşte. Peki gerçekten öyle mi sizce de? Kim suçlu bu işte... Bizim günahımız ne burda kusursuz değiliz ya.

Aslında fakir bi ülkede doğan bi insanla benim yani senin aynı hak ve özgürlüklere sahip olmamız gerekiyo mantıken baktığımızda. Hata nerde insanlar neden bu yanlışı asırlardır bıkmadan, usanmadan devam ettiriyorlar. Bu şekilde tutarsız bi hayat yönetim biçimine sahipsek, haliyle bu tutarsızlığımızla doğanın ekolojik dengesini bozuyorsak şayet. Ki herkesin bildiği üzere durum ayan beyan böyle.

Derhal kendimize ve evimiz olan yaşlı dünyaya dönüp eleştirel gözlerle bakıp bi çeki düzen vermemiz gerek. Hatta belki de gitmemiz. Koskaca insanlarız keşke (masum) çocuklar gibi  o şekilde harekete geçsek. Ellerimizle yaptığımız hataları bir bir düzeltsek. Kendimizce barışçıl bi dünya ortaya çıkarmak isterken çocukların bile fıtratını bozmuşuzda farkına bile varamamışız. Kendi ellerimizle ahlaksız, vicdansız birer cani yani katil etmişiz onları. Mahkemeler kurup onları o hale getirenleri değil, çocukları suçlamışız. Minnacık ellerine kelepçeler takıp demir parmaklıklar ardına atmışız.

Ne acı bizlere ki neler bırakıyoruz geleceğimize.
Ne acı bizlere ki neler bekliyor bizi gelecekte.
İçinizi karartmak için söylemedim şimdi bunları sevgili dostum sadece tatlının içindeki acıyı fark etmemiz gerek durum ciddi o derece.! 
Eğer bu yazıyı beğendiyseniz aşağıdaki butonlar ile paylaşabilirsiniz.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder